Süleymancılar olarak bilinen dini yapılanmanın lideri Alihan Kuriş ve beraberindeki isimlere yönelik operasyon Türkiye'nin gündemindeki yerini korurken, Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'den dikkat çeken açıklamalar geldi. Ünlü, operasyonun bir dini yapıya değil, devletin suç tespitleri yaptığı belirli bir yapılanmaya yönelik olduğunu savundu. Alihan Kuriş ve çevresini FETÖ'ye benzeten Cübbeli Ahmet, “FETÖ olma yolunda hızla ilerleyen Alihan Kuriş suç örgütü” ifadelerini kullandı.
Cübbeli Ahmet'ten operasyon sonrası dikkat çeken çıkış
Türkiye günlerdir Süleymancılar olarak bilinen dini yapılanmanın lideri Alihan Kuriş hakkında yürütülen soruşturmayı konuşuyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu çok sayıda şüpheli hakkında işlem yapıldı. Soruşturmanın odağında suç örgütü kurma, malvarlığı değerlerini aklama ve kamu kurum ve kuruluşları aleyhine dolandırıcılık iddiaları bulunuyor.
Operasyonun ardından kamuoyunda “Süleymancılara operasyon mu yapıldı?” tartışması yaşanırken, Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü bu tartışmaya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Ünlü, operasyonun tasavvuf ehline, Müslümanlara veya dini hizmet veren bütün bir yapıya yönelik olmadığını savundu.
Cübbeli Ahmet'e göre devletin müdahalesinin nedeni dini faaliyetler değil, soruşturma kapsamında tespit edildiği belirtilen suç iddiaları.
“FETÖ olma yolunda hızla ilerleyen Alihan Kuriş suç örgütü”
Cübbeli Ahmet'in açıklamasının en dikkat çekici bölümü ise FETÖ benzetmesi oldu.
Ünlü, Alihan Kuriş çevresindeki yapılanmayı değerlendirirken, devletin geçmişte FETÖ deneyiminden ders çıkardığını belirterek, operasyonun bu nedenle gerçekleştirildiğini savundu.
Cübbeli Ahmet'in değerlendirmesinde, Alihan Kuriş yapılanması için “FETÖ olma yolunda hızla ilerleyen” ifadesi kullanıldı.
Bu ifade, operasyonun ardından gündeme gelen en sert değerlendirmelerden biri oldu.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor:
Alihan Kuriş veya Süleymancılar yapılanmasının FETÖ olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.
FETÖ benzetmesi, Cübbeli Ahmet'in değerlendirmesi. Mevcut soruşturma ise Alihan Kuriş ve bazı şüpheliler hakkında farklı suçlamalar üzerinden yürütülüyor.
Operasyonun merkezinde Alihan Kuriş var
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu kişiler hakkında gözaltı işlemleri gerçekleştirildi.
Soruşturmanın kapsamı kamuoyuna yansıyan bilgilere göre mali hareketler, şirketler, para transferleri, malvarlığı ve örgütsel yapılanma iddialarına kadar uzanıyor.
Son aşamada Alihan Kuriş dahil 32 şüpheli tutuklandı. Altı şüpheli hakkında ise ev hapsi kararı verildi.
Kuriş hakkında yöneltilen suçlamalar arasında suç örgütü kurma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve malvarlığı değerlerini aklama iddiaları bulunuyor.
Kuriş ise savcılık ifadesinde kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi ve yapılanmada yönetici pozisyonunda olmadığını savundu.
Kuriş'in ifadesi soruşturmanın diğer boyutlarını ortaya çıkardı
Soruşturma kapsamında Kuriş'in savcılık ifadesi de kamuoyuna yansıdı.
Kuriş, kendisini yapılanmanın dini lideri olarak değil, geçmişten gelen bir mirasın temsilcisi olarak gördüğünü savunurken, herhangi bir kişiye suç teşkil edecek talimat vermediğini söyledi.
İfade tutanaklarına yansıyan bilgilere göre Kuriş aylık gelirinin yaklaşık 380 bin lira olduğunu belirtti.
Kuriş'in şirket ortaklıkları, gayrimenkulleri ve ailesiyle bağlantılı ticari faaliyetler de soruşturma kapsamında inceleniyor. Kamuoyuna yansıyan soruşturma bilgilerinde Kuriş ailesiyle bağlantılı 191 gayrimenkul kaydı bulunduğu ileri sürüldü.
Bu rakam ve diğer mali tespitler soruşturma makamlarının inceleme konusu olmakla birlikte, bunların suç teşkil ettiğinin kesinleştiği anlamına gelmiyor.
MASAK raporunda dikkat çeken para trafiği
Soruşturmanın en önemli boyutlarından biri de mali hareketler.
Kamuoyuna yansıyan MASAK raporuna ilişkin haberlerde, şüphelilerle bağlantılı şirketler, vakıf hesapları ve farklı kişi ve kuruluşlar arasındaki para transferlerinin incelendiği belirtildi.
Bazı haberlerde soruşturma dosyasındaki finansal hareketliliğin 66 milyar lirayı aştığı iddia edildi.
Başka kaynaklarda ise soruşturmanın incelediği para hareketlerinin çok daha yüksek tutarlara ulaştığı ileri sürüldü.
Bu rakamlar konusunda kesin hüküm vermek için soruşturmanın tamamlanması ve adli makamların nihai değerlendirmesinin beklenmesi gerekiyor.
Peki FETÖ bağlantısı nereden çıktı?
Süleymancılar ile FETÖ arasındaki ilişki tartışması yeni değil.
Cübbeli Ahmet, geçmiş yıllarda da farklı açıklamalarında Süleymancı yapılanmanın devlet içinde kadrolaşma ihtimali ve FETÖ ile benzerlikleri konusunda uyarılarda bulunmuştu.
2023 yılında katıldığı bir programda da Süleymancı yapılanma hakkında FETÖ benzetmeleri yaparak, bu tür yapıların devlet açısından risk oluşturabileceğini savunmuştu.
Ancak bu açıklamalar, Süleymancıların tamamının FETÖ olduğu anlamına gelmiyor.
Buradaki tartışmanın merkezinde daha farklı bir soru bulunuyor:
Bir dini veya sosyal yapılanmanın devlet içinde ayrı bir hiyerarşi kurması, ekonomik güç oluşturması ve kamu yönetiminde kadrolaşma arayışına girmesi halinde devlet nasıl davranmalı?
Cübbeli Ahmet'in açıklamalarının temelinde de bu soru bulunuyor.
Cübbeli Ahmet'in FETÖ tecrübesine ilişkin eski anlatımları
Ahmet Mahmut Ünlü, FETÖ konusunda daha önce yaptığı açıklamalarda da dikkat çekici iddialarda bulunmuştu.
Ünlü, Fethullah Gülen'i çocukluk döneminde gördüğünü ve FETÖ yapılanmasının yıllar içinde devlet kurumlarına yerleşmeye çalıştığını savunduğunu anlatmıştı.
2016'daki darbe girişiminin ardından yaptığı değerlendirmelerde de örgütün özellikle devlet kurumlarındaki yapılanmasına dikkat çekmişti.
Ünlü'nün bugün Süleymancılar konusunda yaptığı değerlendirmeyi de bu geçmiş açıklamalarının devamı olarak görmek mümkün.
“Cemaatin tamamı suçlu” demiyor
Cübbeli Ahmet'in açıklamasındaki kritik ayrımlardan biri de burada.
Ünlü, operasyonun Süleymancılar olarak bilinen yapının bütün mensuplarına yönelik değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.
Yani tartışmayı doğrudan bütün cemaat mensuplarına yaymak yerine, Alihan Kuriş ve yönetim kadrosu etrafındaki soruşturmanın ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.
Bu yaklaşım, operasyonun dini bir yapıya yönelik olduğu iddiasına da itiraz niteliği taşıyor.
“Sıradaki cemaat” mesajı
Cübbeli Ahmet'in açıklamasının bir başka dikkat çekici yönü ise yalnızca Süleymancıları konuşmaması oldu.
Ünlü, benzer sorunların İsmailağa yapılanmasında da yaşandığını savunarak, gerekli dersler çıkarılmazsa “tarihin tekerrür etmesinin kaçınılmaz olacağını” söyledi.
Bu açıklama, dini cemaatlerin devletle ilişkisi konusundaki tartışmayı yeniden büyüttü.
İsmailağa ile Cübbeli Ahmet arasında geçmişte de gerilim yaşandı
Cübbeli Ahmet'in açıklamalarını değerlendirirken, İsmailağa cemaatiyle geçmişte yaşanan ayrışmayı da hatırlamak gerekiyor.
İsmailağa'nın resmi açıklamalarında Cübbeli Ahmet'in cemaatin karar organlarında yer almadığı ve cemaat adına konuşma yetkisinin bulunmadığı belirtilmişti.
Cemaat ayrıca Cübbeli Ahmet'in bazı açıklamalarında İsmailağa'nın FETÖ ile yan yana getirilmesine tepki göstermişti.
Dolayısıyla bugün Cübbeli Ahmet'in Süleymancılar üzerinden yaptığı değerlendirme, Türkiye'deki cemaatler arasındaki uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarının da yeni bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
FETÖ'den sonra devletin cemaatlere bakışı değişti
15 Temmuz 2016 darbe girişimi, Türkiye'de devlet-cemaat ilişkileri açısından büyük bir kırılma yarattı.
FETÖ yapılanmasının devlet kurumlarında oluşturduğu paralel hiyerarşi ve darbe girişimi sonrasında, dini veya sosyal yapılanmaların ekonomik ve siyasi güçlerinin nasıl denetleneceği tartışması daha da önem kazandı.
Bugün Süleymancılar soruşturmasında da tartışmanın bir bölümü aynı noktaya geliyor:
Devlet içinde devletleşen bir yapı oluşmasına izin verilebilir mi?
Cübbeli Ahmet'in açıklamalarında FETÖ benzetmesinin temel dayanağı da bu.
Ancak hukuken her yapı için aynı sonuca ulaşmak mümkün değil. Bir yapılanmanın FETÖ ile aynı yöntemleri kullandığının veya aynı hukuki nitelikte olduğunun söylenebilmesi için somut deliller ve yargısal değerlendirme gerekiyor.
Bugün gelinen nokta ne?
Bugün itibarıyla ortaya çıkan tablo şu:
1. Alihan Kuriş hakkında ciddi suçlamalarla soruşturma yürütülüyor.
2. Kuriş dahil 32 şüpheli tutuklandı.
3. Soruşturmanın mali boyutunda şirketler, hesaplar, para transferleri ve malvarlığı araştırılıyor.
4. MASAK raporlarına ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilerde yüksek miktarlı finansal hareketler dikkat çekiyor.
5. Kuriş suçlamaları reddediyor.
6. Cübbeli Ahmet, Alihan Kuriş çevresindeki yapılanmayı FETÖ'ye benzetiyor.
7. Ancak Süleymancıların tamamının FETÖ olduğu yönünde kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.
Asıl tartışma: Cemaat mi, suç örgütü mü?
Soruşturmanın en kritik noktası da burada.
Devletin yürüttüğü soruşturma, dini inanç veya cemaat mensubiyetini değil, belirli kişiler ve yapılanmalar hakkındaki somut suç iddialarını araştırıyor.
Bu nedenle soruşturmanın sonucunu beklemek gerekiyor.
Eğer iddialar delillerle ortaya konulursa, mesele dini özgürlük veya cemaat tartışmasının ötesine geçerek doğrudan örgütlü suç, mali suçlar ve kamu düzeni meselesine dönüşecek.
Eğer iddialar kanıtlanamazsa, bu kez soruşturmanın kapsamı ve yöntemi üzerinden farklı bir hukuki tartışma başlayacak.
FETÖ'den Süleymancılara uzanan tartışma
Türkiye'nin son 40 yılına bakıldığında cemaatlerin yalnızca dini yapılar olmadığı, zaman zaman eğitim, yurt, vakıf, şirket, medya ve siyaset alanlarında ciddi ekonomik ve sosyal ağlar oluşturduğu görülüyor.
FETÖ deneyimi ise devlet açısından çok ağır bir sonuç ortaya çıkardı:
Dini referanslı bir yapı, kendi kapalı hiyerarşisini devlet hiyerarşisinin üzerine çıkarmaya çalıştığında ortaya yalnızca siyasi değil, güvenlik sorunu da çıkabiliyor.
Bugün Süleymancılar soruşturmasının Türkiye açısından önemi de burada.
Mesele yalnızca Alihan Kuriş veya Süleymancılar değil.
Asıl mesele:
Türkiye bir daha devlet içinde paralel yapılar oluşmasına izin verecek mi?
Cübbeli Ahmet'in mesajı: “Tarihten ders alın”
Cübbeli Ahmet'in açıklamalarının özünde ise tek bir mesaj bulunuyor:
FETÖ deneyiminden sonra dini yapıların devletle ilişkisi yeniden sorgulanmalı.
Cübbeli Ahmet, Alihan Kuriş çevresindeki yapılanmayı FETÖ'ye benzeterek devletin operasyonunu destekliyor ve benzer yapılanmaların başka cemaatlerde de ortaya çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Ancak bundan sonrası artık söylemlerin değil, delillerin ve yargının alanı.
Türkiye'nin önündeki asıl sınav da burada:
Cemaatleri toptan suçlamak değil; suç işleyen varsa kimliğine, gücüne ve bağlantılarına bakmadan hukuk önünde hesap sormak.
FETÖ deneyiminin en önemli dersi de belki tam olarak bu:
Devletin dini yapılarla ilişkisi şeffaf olmalı; hiçbir cemaat devletin üzerinde veya devlet içinde ayrı bir devlet haline gelmemeli.